26 Ağustos 2008 Salı

Milan Baros


Galatasaray'a bir haller oldu bu sene. Transferlerinin tamamı olumlu. Ali Lukunkular felan gelmiyor artık Galatasaraya. Meria, Kewell, de Sanctis, ve sonunda Milan Baros. Kesinlikle cok iyi iş yaptılar. İlk 11 oynayabilecek bu 4 transfer kesinlikle Galatasarayı en az 3 sene götürür. Ayrıca takıma ayrı bir hava katar. Bu oyuncuların hepsi üst düzey macları cok sık oynamıslar kariyerlerinde. Ligin özellikle ikinci yarısında farkları daha da ortaya cıkar.
Baros anlatmaya gerek yok. Kariyeri ortada. İsmi yaptıklarından cok daha büyük. Euro 2004 teki üstün perdormansı onu yıldız statüsüne soktu. Ama Liverpool'un asla aradığı forvet olamadı. Oda Aston Villa'ya gitti. 1 sene sonra Carew takas oldular. Lyonda da pek bir şey yapamadı. Gecen sene kiralık olarak Porsmouth'a gitti. 7m Euroya da Galatasaray aldı sonunda. Cok gibi geliyor bonservis. Daha ucuza alabilirdi kanımca. Olumsuzluklara rağmen çok iyi bir tranfer. Galatasarayda kendini bulabilir. Nonda-Karan-Baros kağıt üzerinde Türkiye ligini en güçlü forvet hattı. Bakalım sahada da öyle olacak mı?

24 Ağustos 2008 Pazar

ve Lig Başladı...











Euro 2008 sonrası insan daha da bir şevkle bekliyor ligin başlamasını. Euro 2008 de gördüğümüz iyi futbol parlayan yıldızlar futbola olan aşkı daha da bir canlandırıyor. İnsan fazla uzak kalınca futboldan bizim ligde böyle olur diye heves ediyor... Ama nereye kadar?
İğrenc futbol, bombos tribüler, hakemlik hariç her seyden anlayan hakemler, 1-2 yorumcu hariç futbola kast eden televizyon görgüsüzleri ve daha neler neler...
Ama insan bu sene farklı olur düşüncesini ligin ilk haftasında kaybeder mi? Kaybediyor işte. Galatasaray Meria'yı almıs yanınada Kewell diye bir adam koymuş, elinde milli takımın en büyük yıldızı Arda'da var ama stadta seyirci yok. Kewell bu lige gelmiş futbol kalitesi bakımından gerçekten sayılı futbolculardan birisidir. İnsan takımında bile olmasa seyretmek istiyor böyle yıldızları. Ama Türk seyircisi istemez böyle adamları seyretmek. Türk seyircisi keyfi olursa gelir maca.Yoksa ne işi var yıldızla falan. İnsan üzülüyor bu durumlara... Ben yıllarca Galasatasaray taraftarı olmadıgım halde defalarca duman altı kahve köşelerinde Hagi'yi seyretmişimdir. Ve her gidişimde ödediğim mac ve cay paralarının hakkını alıp dönmüşümdür.
Düşünün işte kim var şimdi bu ülkede futbolu üst kalite oynayan yabancı? Hani izlemeyince insanın üzüleceği kac mac oldu son 5 senede bu ülkede. Her hafta premier ligi izliyoruz Allah askına kac macımız öyle zevkli...
Aradaki farkı kapatacaklar olanlar Kewelllar, Guizalar, Carloslar.
Maldanadolar, Sivoklar, Barussolar veya 3 mac sonra unutulan adamlar değil bizim futbol kalitemizi yükseltecek olanlar...O yüzden takım farketmez gelen her yıldıza hosgeldin diyorum. Diğer döviz kacakcılarını bu ülkeye topcu diye getiren yöneticelerinde Allah mustahakını versin...
Neyse lige dönelim.
Galatasaray iyi basladı. İlk macta yeni transferlerle ve yeni hoca ile üst düzey futbol olmasada 4 golle kazanmasını bildiler. Denizlinin gördüğü kırmızı kart yersizdi ama oluyor işte. Kırmızı kart olmasaydı 2-1 biterdi ama yine Galatasaray alırdı.Kewell'ı cok beğendim. Tam olarak lige hazır görünmesede bence son derece olumlu işler yaptı. Arda oyuna girdikten sonra soldan sağa kaydı ama genede sırıtmadı. Golünüde attı. Nonda cok hırslı oynuyor 3 mactır. Her pozisyonu kovalıyor. Mehmet Topal tam olarak hazır değil lige ama hala Galatasarayın en önemli orta saha kozu. Direnci hiç bir zaman düşmüyor. Mac biterken 60 metre rakibin son sürat kovalayacak kadar işine vermiş kendisini. Bu yıl Süper ligde son senesi olabilir. Ada futbolu için son derece ideal bir oyun yapısı ve fiziği var.
Sonuc olarak son şampiyon galibiyetle kaldıgı yerden devam etti.
Guiza ve Burak'ı alarak lige baslayan Fenerbahce ilk macta tam anlamıyla rezilleri oynadı. Nerdeyse hiç bir ikili mücadeleyi kazanamadı orta sahada. Aurelio giderken fazla büyütülecek oyuncu değil diyenler bi daha izlesinler Antep macını. Emre, Alex, Guiza, Ugur Boral, Kazım Kazım lige kesinlikle hazır değiller. Aziz yıldırımın bu takım yürüyerek şampiyon olmalı lafını duydular herhalde. Hepsi 90 dakika boyunca yürüdüler.
Carlos'a ayrı parantez acmak lazım. Bu kadar laubali oynaması kanıma dokundu sahsen. Pozisyonlarda o kadar vurdum duymaz davrandı ki çileden çıktım. Lig maçına değildi antrenmana cıkmış gibiydi. Tek bir olumlu pas haricinde sahada hiç bir şey yapmadı.
Alex arkasını toplaycak bir Aurelio bulamazsa gecen seneyi aratır. Maldanado kesinlikle fenerin orta sahada aradığı adam değil..
Antep' gelecek olursak bence cok iyi oynadı. Haddini bilerek oynamk denilen şeyi yapmadı. Aklını kullanarak oynadı futbolcular. Orta sahada cok rahat pas yaptılar. İleride Beto tam anlamıyla hallac pamugu gibi attı fener defansını. Beto kesinlikle bos bir oyuncu izlenimi vermedi ilk mac. Boy pos olarak Kaka'yı andırıyor. Top sürmesi gercekten cok iyi. Antep bu sene cok canlar yakar.

21 Ağustos 2008 Perşembe

Ekran Klavyesi






Gecenin köründe bozulan klavyenin yerine kullandığım yapana dualar ettiğim sanal tuş takımı. Windows 98 kullananlar bilir klavye olmazsa pc acılmazdı. bu yazıyıda ekran klavyesi ile yazıyor olmamdan dolayı kısa kesiyourum. bir daha ki klavye secimi kesinlikle usb girişli olcak...

19 Ağustos 2008 Salı

Arjantin 3-0 Brezilya


Futbolseverler için heyacanı hiç azalmayan maclar vardı. Bu maclarda önemli olan sonuc ve futbol kalitesi değil uzun yıllardır devam eden rekabettir. Liglerdeki derbiler gibi her zaman tansiyonu yüksek ve favorisi olmayan maclardır bunlar. İşte uluslararsı arenada bu mücadelelerin en krallarından biri Arjantin-Brezilya maçlarıdır. Almanya-İngiltere, İngiltere-Arjantin, Fransa-Brezilya bahsedilebilecek önemli rekabetlerdir. Olimpiyatlarda karşı karşıya geldi Arjantin ve Brezilya bugün. Benim favorim Brezilyaydı ama gönlüm Arjantinden yanaydı. Sonuc gönlümün istediği oldu. Agüeronun 2 ve Riquelme 1 penaltı golüyle Arjantin kazandı. 3 senedir yenemiyorlardı brezilyayı. En son 2005'te Dünya Kupası elemelerinde kazanmıştı Arjantin 3-1 skorla. Gene 3 lediler bugün. Ama önceki 3 le bu 3 ün arasında bir hayli zaman vardı.
Sahada Messi, Garay, Agüero, Mascherano, Gago ve veteran olarak Riquelme ile mücadele eden Arjantin rahat görünen bir galibiyet aldı. Macı izleyemedim ama Brezilyanın direkten dönen topları oldugunu da söylemek gerek.
Macı izlemesemde golleri izleyebildim. Agüeronun attıgı goller posizyonu kovalaması ve birazda sansın yardımı ile olan goller. İkiside birbirinin kopyası sanki. 2 gol atmak yetmiyormus gibi birde asist yapması Agüeroyu macın adamı yaptı ama Messi Barcelonda oldugu gibi bu takımın da her seyi. Barcelondan üzgün ayrılan Ronaldinho; Sobis, Marcelo, Rafinha, Anderson ve Diegonun yardımlarına rağmen milli takımda aradığı morali bulamadı. Bence en az Brezilyalılar kadar üzülmüştür Berlusconi. Nitekim kupa kazanarak moralli gelen bir Ronaldinho elbette tercihi olurdu.

Owen'a Müthiş Teklif: 21M£









27 yaşındaki milli oyuncu için Newcastle 3 yıllığına 21m£ teklif etti. Sözleşmesini 3 yıl daha uzatması halinde haftalık 140000£ alacak olan Owen geleceğini bu rakamlar karşılığında büyük ihtimalle Newcastle'a emanet edecektir. Eğer Owen teklifi kabul ederse Lampard'dan sonra en cok kazanan Premier lig futbolcusu olacak.
Buraya kadar her sey normal gibi gelebilir size ama benim itirazım var. Son 2 yılda sadece 37 mac oynamıs bir futbolcuya bu kadar para neden verilir? Real'e 16m£ bonservis için vermişti Newcastle şimdi de yıllık 7m£ futbolcuya vermek istiyorlar. Klubun son 2 yılda aldığı hiç bir başarı yok. Owen nerdeyse hiç bir maçı kazandırmamış, tüm önemli maçlarda sakat.
Peki bu kadar az işe bu kadar çok parayı neden veriyorlar? Sanırım futbol biraz da büyük isimlerle oynandığı için olabilir. Kadronuzda Owen olduğu zaman otomatik olarak kombineleriniz hemen bitiyor. Reklam gelirleri aynı oranda artıyor. Klup ürünlerini satmakta zorlanmıyor. Özellikle forma satışlarında İngiltere'de popüler futbolcu nerdeyse %30 etkili oluyor. Hal nöyle oluncada bu inanılmaz teklif yapılıyor yıldız oyunculara.
Peki Owen kabul edecek mi teklifi? Owen ayıla bayıla tabiki teklifi kabul edecektir. Premier ligin en cok kazananlarından olmayı kim istemez ki?

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Premier Lig... Kısa kısa


Rafa Benitez Boro maçı öncesi olimpiyatlarda mücadele eden 2 futbolcusunun takıma katılıyor olmasından dolayı memnun oldunu acıklamıs. Ryan Babel'li Hollanda; Messi ve Di Maria nın gollerine tek golle karşılık verince elendi çeyrek finalde. Şimdi Brezilya ve Arjantin yarı finalde mücadele edecek. Bu durumda da Boro macı öncesi Javier Mascherano veya Brezilyalı Lucas takıma dönmüş olacak. Benitez en azından finale Liverpooll'dan bir futbolcunun cıkacak olmasından son derece hosnut olduğunu yazmış. Bizde yedik sanki; asıl derdi Lucas veya Mascherano'dan birinin orta sahaya dönüyor olması. Bakalım boro karşısında olimpiyat yorgunları ne kadar katkıda bulunacak.

Berbatov pleads for 'dream move' to Man Utd


Böyle yazıyor soccernet'in anasayfasında. Hayalindeki transfer için ricada bulunmuş Tottenham Hotspur'dan. Artık izin verirlermi bilmem? Aslında Tottenham'ın ayak sürümesi de sebepsiz değil. Lig başlamış ve böyle büyük bir golcünün yerini dolduracak zaman yok. Gelecek maddi kaynak belki çok büyük ama hedefleri olan bir takım için transfer yapmak için çok geç. Euro 2008 sonrası kalbur üstü futbolcular gittiler gidecekleri yere. Tottenham için bu durum pek de iyi olmasa gerek. Şimdi Berbatov'un yerine kimi almak isteseler gerçek fiyatının 2 katını öderler en iyi ihtimalle.
Bunların haricinde malum Premier ligin en önemli handikaplarından biride yeni transferlerin ilk sene adapte olmakta zorlanmalarıdır. Şimdi Premier lige alışmış bir Berbatov'un yokluğunu kim doldurabilirki? Akla gelen bir isim var ama onunda İspanya'yı terk etmeye pek niyeti yok gibi. Henry'den bahsediyorum tabiki. Allah var Manu ile flört ettiği söyleniyor ama kesin bir şey yok.

Neyse haberin devamında Berbatov son maçta yedek kalması ile ilgili ilginç bir yorum yapmış. " Eğer yedek kaldığımda gülseydim insanlar bana aptal derlerdi. Ama Eric Cantona hç gülümsemedi, ama kimsenin ona neden daha mutlu görünmüyorsun diye sorduğunu samıyorum." Yorum yapmaya gerek yok adam su an baskı altında hissediyor kendisini. Hayallerini gerçekleştirmek ve Tottenhamda kalmak; Berbatov'u geceleri uyutmayan şey bu olsa gerek.

16 Ağustos 2008 Cumartesi

OKTAY DERELİOĞLU


Futbol piyasasında henüz dev bütçelerin olmadığı, avrupada 1-2 mac kazanmanın yeterli olduğu, takıma gönülden destek verildiği ve futbola paranın gölgesinin düşmediği yıllarda gelmişti Oktay Beşiktaşa. Trabzonda cok iyi maçlar çıkarmış ve 3 büyüklerde oynayabileceğini ispatlamıştı. 3 büyüklerin hepsi peşindeydi ama o Beşiktaşa geldi. İyi mi yaptı? Bence ilk yıllarına bakarak konusmak gerekirse cok doğru bir seçim yaptı. Öyleki Beşiktaş taraftarı yıllarca kavuşulamayan sevgili gibi bağlandı ona. Oda elinden gelenin en iyisini yaptı. Unutulmaz goller attı Beşiktaş forması altında. Oyun stili katılırmısınız bilmem ama Cruyfa benziyordu. Savurgan ve dağınık oluşu ve en beklenmedik yerlerde duruşu onu hep farklı kıldı. Hiç bir zaman üst düzey bir futbolcu olmadı ama bu liglerin en iyilerindendi. O Oktay Derelioğlu olarak hep sevildi hatta O her hatırlandığında temiz ve zavallı cocuk oldu. Geçirdiği şansız olaylar onu erken kopardı belki zirveden ama o zirvede kaldığı dönemlerde çok iyi işler yaptı.
Çok iyi işler yaptı ama en büyük hatasında yaptı Beşiktaş'ta. Gitmesi çok hoş olmadı. Aslında unutmadı taraftar hataları ama yinede bizim cocuktur diye sahip çıktı. Güzel de oldu bence. Onunkisi SİYAH-BEYAZ bir aşk hikayesi olamadı ama Siyah'tan bir parçada olsa tutundu. Karşılığınıda aldı sonunda.
Teknik direktör olacağını görmüş rüyasında Oktay Beşiktaş'a. Aman Oktay tüpçü varken gelme seni de harcar.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

Beşiktaş'ın Yeni Sezon Formaları


8 Ağustosta Çırağan Sarayında tanıtıldı yeni sezon formaları Beşiktaşın. Diğer takımlarda bu sene sıkca fördüğümüz hakim tek renk olayından uzak durmus Beşiktaş. Onun yerine klasik formlar üzerine öykünmüş. Sanatsal açıdan eleştirecek değilim ama beyaz zemin üzerine siyah yan çizgilerin oldugu forma çoraplarında aynı olmasından dolayı zebrayı andırıyor tek kelimeyle. Bu sene galiba çogunluk eski formalarından vazgeçmeyecek. Amabunun yanında hoslanılabilecek formalarda yok değil. Mesela futbolcuların resimlerinin basılı oldugu T-Shirtler bence günlük giyilebilecek türden ve son derece şık. Ayrıca klasik dik çubuklu formada yıllardır taraftarın sevdiği şekilde hazırlanmış. Daha fazla yorum yapmadan taraftarın cevabı beklemek daha dogru olacaktır. İşte formalar...

7 Ağustos 2008 Perşembe

Aziz Yıldırım Kezman Semih













Mtk - Fb macını izliyordu babam içerde bense oturmus Fm08 oynuyorum. Uzun süredir maç seyredemem ve futbol aç oluşuma rağmen gidip macı izlemedim. Fenerbahçeli olmayışım değil maçı takip etmeyişime sebep. Maçı izlememin tek sebebi aylardır doyasıya yaşayamadığım futbol keyfini böyle zayıf bir rakip karşısında mac boyu üstün oynayan ekstrem hareketler deneyen bir takım olacağından emin olmamdı. Oysa ben kıyasa bir rekabet, karşılıklı ataklar ve en önemlisi 90 dakika boyunca süren zihinsel ve fiziksel mücadele izlemek istiyorum. Nitekim Mtk Fb maçı haklı gösterdi. Semihin yıldızlaştıgı, emreye hos geldin hediyesi verildiği bir maç olmuş çıkmış. Özetlerden izlediğim kadarı ile antrenmanda bile bu kadar rahat dolaşamayan Semih güzel goller atmış.
Semihin böyle yıldızlaştıgı macları severim aslında. Eğer bu milli takımda bizi bundan sonraki 5 sene boyunca Semih taşıyacaksa elbette böyle maçlarla kendine güveni gelmeli. Nitekim Semih rakibi küçümsemeden maç boyunca elinden gelen her şeyi yapmış. 4 gol atmak rakip ne kadar küçük olursa olsun kolay değildir.
Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor:" yıllardır milyon dolarlar ödeyerek getirtiğimiz ama Semih gibi bu ülkenin fedakar cocuklarının yaptıklarının onda birini yapmayan yabancı pasaportlu futbolcular hala neden bu kadar popülerler?". Cevap bir türlü net bir şekilde gelmesede bu soruyu hep sorduk. Ama yinede yabancı futbolcuları hep cok sevdik. Sezon boyunca 10 gol atıp yılbası arefisinde cezalı duruma düşselerde, alamadıkları paraları yüzünden antrenmana cıkmasalarda biz yabancıları cok sevdik. Milletce misasfir perverliğimizle övünürüz ya ; sanıyorum biz bu yabancı cocukları hep bundan sevdik. Bizim cocuklarınsa ensesinde boza pişirdik.
Hakan Şükür gibi yaşayan bir efsaneye "şaban, duygusal, kazma" dedik. Ama hakan bu ligde catır catır goller attı. Yetmedi gitti dünyanın en büyük takımlarına kendi evlerinde cakıp cakıp geldi. Ama Hakan hiç bir zaman yabancılar kadar sevilmedi. Arkadaş ortamında hep söylemişimdir Hakan'ın isminin önüne " Juan Ramon" ekini koysak, Hakan'ın ten renginide kahverengiye cevirsek 30 milyon$ verir her hareketinede aşık olurduk. Ama nedense biz ne Hakanı ne de Semihi bu ülkeden adam yerine koymadık.
Fenerbahce de yıllardır böyle. Onca forvet geldi gitti ama hiç bir zaman Semih kadar iş yapmadılar. Onlar yıllık 2,5m avroya oynadılar, evleri ve arabaları altlarına verildi, vergi yönünden kayırıldırlar ama bir Semih etmediler. Önce ortega, sonra anelka, şimdide kezman. Geldiler 2 kuruş katkı yapmadılar ve Semihten yıllarını calarak gittiler.
Kezman şimdilik Aziz yıldırımın zorlaması ile burada. Gitmek istiyor adam. Son 5 yıldır her takıkma yaptıgı gibi hiç bir şey yapmadan gitmek. Ama Aziz yıldırım ondan istediği paraları kazanmadan bir yere yollamak istemiyor. Takdir ediyorum bu yönünü Aziz yıldırımın. Bu ülkede başkanlıgı en iyi kıvıran kişidir Aziz yıldırım. Sessiz sedasız stad yaptı, borsaya acıldı, Fenerbahceye cok güzel basarılar kazandırdı. En önemlisi milyonlarca dolar verip 2 kurusa hatta üstüne para vererek göndermedi. 5 e aldıgını 10 sattı, onuda yapamazsa aynı paraya sattı.
Bu kadar iyi başkan olmasına rağmen bu semih konusunda bu kadar etkisiz kalması beni şaşırtıyor. Ben Fenerbahceli değilim ama Semih kadar Fenerbahcelisini az gördüm. Ama bu cocugun lobisini yapmadı hiç bir teknik direktöre. Öyleki Zico fenerbahcenin basında kalmasını Semih e borcluyken bu cocuga ilk 11 i haram gördüler. Eğer Semih ligin ikinci devresinde attıgı gollerin yarısını kacırsaydı Zico 5 mac kala giderdi.
Velhasılı kelam Semih nadir bulunan kalitede bir futbolcu. Kezman son 5senesinde oldugu gibi top oynadan bu takımdan gidecek. Aziz yıldırım sa kendisini hiç sevmesemde bu ülkedeki en iyi başkan olarak devam edecek. Ama olan yine Türk futbolcusuna olacak. Az para alacak her hareket tartışılacak ve ne kadar ugrassada sonunda saçma bir lakapla futbolu bırakmaya zorlanacak.

5 Ağustos 2008 Salı

SERİC hakkında her sey!!!



Bilmiyorum hangi menejerin yüksek kabiliyeti ile TÜPÇÜ'yE iteledirler bu adamı? Kendi taraftarı tarafından bu kadar yere vurulan bir adam daha görmedim. Her zaman kluplerde kötü performans sergileyen futbolcular olmustur. Vakti zamanında Nartallo vardı Beşiktaş'ta. Efsane olup cıktı adam. O kadar kalitesiz bir futbolcuydu ki burda yaptıklarını anlatmak cok daha basit. Beşiktaş ta yaptıgı tek olumlu ve hatırlanabilir şey Fenerbahçeye gol atmaktı. Evet adamın tüm yaptıgı buydu ama bizden giderken bu adamı hava alanında öldürün böylece bu kadar kötü bir transferden kurtlursunuz demedik. Ama komsu taraftarı bu adamı o kadar asagıladı ki izlemeden büyük bir korku salıverdi Beşiktaşlıları.
Yabancı sorunu yüzünden geçici olarak daha dogrusu göstermelik olarak sözleşmesi fesh edildi. Tüm gazeteler rezillik olarak yazdılar bu haberi. Tüm haberi baslıga aldanıp yalan yazdılar. Bjk sitesinden cevap gecikmedi olay düzeltildi. Ama Beşiktaşın düştüğü durum içler acısı. Seba ve Bilgili dönemindeki vakur durus kaybolmus klup hakkındaki tüm haberler medyada skandallar üzerine.
Bakalım kör kardeşimiz Gordon Schildenfeld gitmeyi kabul ederde Seric sözleşmes yeniden aktif hale gelirse sergileyeceği futbol merak konusu. Fenerbahce ve Galatasarayın yaptıgı flaş transferlerden cok bu adamı merak ediyorum. Acaba yunan fanatikler fazla mı abartıyorlar yoksa az mı söylüyorlar bunu göreceğiz.